Kalp özürlü olmamalıyız (INTERNET Bölgede İlk Haber 4.01.2010)

Kalp özürlü olmamalıyız
Muhabirimiz Yıldıray Yılmaz 3 Aralık Dünya Özürlüler Günü'nde Esenler Sağlık Grup Başkanı Dr. Hayrettin Yıldız ile uzun bir söyleşi gerçekleştirdi. 5 bölüm halinde yayınlayacağımız söyleşide Esenler Sağlık Grup Başkanı Dr. Hayrettin Yıldız, Engellilik yapan hastalıklar nelerdir ve Tıpta bunlar nasıl sınıflandırılıyor. Ülkemizde engellilerin nüfusa oranı ve daha bir çok konuda önemli açıklamalarda bulundu. Esenler Sağlık Grup Başkanı Dr. Hayrettin Yıldız' ın Gazetemiz muhabiri Yıldıray Yılmaz ile yaptğı önemli söyleşinin ilk bölümü
|
Y. Yılmaz: 3 Aralık'ın önemi nedir, neden 3 Aralık dünya özürlüler günü olarak kutlanıyor? Dr. Hayrettin Yıldız: Birleşmiş Milletler, 1992 yılında aldığı bir kararla 3 Aralık gününü "Uluslararası Engelliler Günü" olarak ilan etti. Bu kararın ardından BM İnsan Hakları Komisyonu 5 Mart 1993 tarihli ve 1993/29 sayılı bildirisi ile üye ülkelerce de 3 Aralık gününün "engellilerin topluma kazandırılması ve insan haklarının tam ve eşit ölçüde sağlanması" amacıyla tanınmasını istedi. Ve o günden beri, 3 Aralık "engelliler günü" olarak bilinmektedir. Y. Yılmaz: İlçemizde 3Aralık Dünya Özürlüler Günü kutlamalarında komite üyesi olarak görev aldınız.Bu günün anlam ve önemi hakkında düşüncelerinizi alabilir miyiz? Dr. Hayrettin Yıldız: Evet 3 Aralık Özürlüler Günü ilçemizde Sayın Kaymakamımızın önderliğinde Belediyemizle iş birliği içinde bir haftaya yayılarak en güzel bir şekilde kutlandı.Devleti temsilen ilçemizde engellileri unutmadığımızı,yanlarında olduğumuzu tüm samimiyetimizle göstermeye çalıştık. İnşallah 10-16 Mayıs Engelliler Haftasında da, Dr. Hayrettin Yıldız: Burada doktorluktan önce bir insan olarak bana göre engellilere yaklaşımda ilk ve en önemli husus onlara, samimi hisler ile yaklaşmaktır.Yani onları engelsiz insanlardan farklı görmeyerek, kendimizden farklı görmeyerek, hatta gerektiğinde kendimize tercih ederek... Tersi yapmacıklıktır veya iki yüzlülüktür ki ne kadar uzmanca yapılırsa da yapılsın bu şekilde yapılan bir hizmet hiç bir değer ifade etmez, mutlaka anlaşılır ve de karşılık görmez. Bu anlamda bizim de samimiyet (niyet) özürlüsü olmamamız lazım. Derinden bir sevgi ile yaklaşmak lazım.Zira Hz. Mevlana; "Allah'ın yarattığı her şeyi seveceksin! İnsan o dur ki, her an kendisini yenileyerek güzele, en güzele ulaşmak için durmadan çaba harcayan ve yol alandır. Hayvanlar da sevişir insanlarda;Allah insana, insanca sevişmek, güzel sözler söylemek için dil verdi.Vereni mağrur, alanı mahcup etmeyen tek şey sevgidir. Ve insan , içindeki sevgisinin ağırlığınca insandır." ifadeleri ile bizlere bu konuda tavsiyelerde bulunmuştur. Sevginin zıddı nefret, kin, kıskançlık,hased gibi duygulardır ki insanı yakar bitirir.Bu anlamda bizim de sevgi özürlüsü olmamamız lazım Sabır, ile yaklaşmak lazım.Zira başarı ancak sabırla mümkündür. Sabretmeden elde edilebilecek hiçbir meziyet yoktur.Çabuk öfkelenmek iyi bir şey değildir. Hz. Muhammed (SAV) "Yiğit dediğin, güreşte rakibini yenen kimse değildir; asıl yiğit hiddet anında öfkesine hakim olan adamdır" ifadesiyle, gerçek güçlü kimsenin, karşılaştığı problem ve beklenmedik davranışlara, sekinet ve sabırla göğüs geren kimse olduğunu bildirmektedir.Bu anlamda bizim de sabır özürlüsü olmamamız lazım. Hayata onların nazarıyla bakarak yaklaşmak lazım.Bu anlamda bizim de empati özürlüsü olmamamız lazım. Güler yüzlü ve tatlı sözlü yaklaşmamız lazım. Benlik, hiddet, zıtlaşma,inatlaşma davranışları duygu ve incelik yoksunluğundan kaynaklanır ki bu anlamda bizim de rikkat özürlüsü olmamamız lazım Affedici,kusurları örtücü,yumuşaklıkla yaklaşmamız lazım. Bu anlamda bizim de nezaket özürlüsü olmamamız lazım. Müşfik, tevazu ve fedakarlık hisleriyle yaklaşmamız lazım. Zorlaştırıcılık, bencillik, cimrilik, kibir, buhl gibi duygularla bizim de kalp özürlüsü olmamamız lazım. Merhamet ve hoşgörü ile yaklaşıp bizim de vicdan özürlüsü olmamamız lazım. Aç gözlülük ve hırsla yaklaşıp,lüks ve sefahate alışıp bizim de kanaat özürlüsü olmamamız lazım. Allah için yaklaşıp,Allah ile kulluk arasına nefis,mal,mülk,para,makam,siyaset sokmamamız lazım.Zira parayı,malı,mülkü,makamı mevkiyi yani dünyevi güçleri Allah verir,Allah alır bilmek lazım.Şeytanın sağdan yaklaşmasından yani ücuptan,riyadan,gösterişten,gizli şirkten korunmak lazım ki bu anlamda şuur özürlüsü olmamamız lazım. Bilgi ile yaklaşıp,biliyorsak konuşmak bilmiyorsak susmak lazım.Bu anlamda bizimde okumama özürlüsü olmamamız lazım.Sadece benim düşüncem doğru,sadece ben en iyisini bilirim deyip,ego ve benlik dürtülerimize hizmet edip kendimizi beğenme ve gurur özürlüsü olmamamız lazım. Az konuşup çok çalışmamız lazım.Bu anlamda bizim de atalet ve rehavet özürlüsü olmamamız lazım.İyi düşünüp iyiye yorumlamak lazım.Suizan,vevvese,dedikodu,arkadan konuşma hastalığından Allaha sığınmak lazım.Bu anlamda mertlik özürlüsü olmamamız lazım. Bu güne güvenip yarınımızın ne olacağını bilemezken ve de onca özrümüz varken,kendi özürlerimize bakmayıp karşımızdakini aşağı(hakir) görüp şükür özürlüsü olmamamız lazım. Görülüyor ki kendi bir çok özrümüz var....Dolayısıyla kendimizdeki gizli özürlerimizi çok iyi tahlil edip karşımızdaki belli engeli olan ve bu engelin oluşmasında kendisinin hiç kabahati bulunmayan o insanımıza her şeyden önce saygı ile yaklaşmalıyız ve bu anlamda saygı özürlüsü olmamalıyız lazım. Y. Yılmaz: Tıpta Engellilik yapan hastalıklar nelerdir,bunları sınıflandırır mısınız? Dr. Hayrettin Yıldız: Engellilik öncelikle; 1-Fiziksel Engelliliğe sebep olan Hastalıklar 1b:İşitme Engelliliğine Sebep Olan Hastalıklar 1c:Konuşma Engelliliğine Sebep Olan Hastalıklar 1d:Bedensel Engelliliğe Sebep Olan Hastalıklar 2-Zeka Ve Ruhsal Engeliliğe sebep hastalıklar: Engellilik Oranlarına bakacak olursak; Özürlü Nufusun %12.29 larda olduğunu,bunun içinde 1.25 oranla ortopedik özürlülerin en fazla orana sahip olduğunu,bunun doğuştan nedenlere bağlı olanın %23.91,sonradan oluşanların %73.3 olduğunu görmekteyiz.
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||